<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kaptanın seyir defteri &#187; ahşap yatlar</title>
	<atom:link href="http://www.kaptan.net/category/teknik-konular/teknik-konular-teknik-konular/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kaptan.net</link>
	<description>Yavuz Kaptanın Seyir Defterinden...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 07 May 2010 07:13:47 +0000</lastBuildDate>
	
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>ince sargı ve kaplamanın avantajı ve sağlamlığı</title>
		<link>http://www.kaptan.net/ince-sargi-ve-kaplamanin-avantaji-ve-saglamligi.htm</link>
		<comments>http://www.kaptan.net/ince-sargi-ve-kaplamanin-avantaji-ve-saglamligi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 07:10:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KAPTAN'IN GÖZÜ İLE]]></category>
		<category><![CDATA[Yat İnşaa Malzemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[ahşap yatlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaptan.net/?p=685</guid>
		<description><![CDATA[geçmişte  geniş sargı diye uğraşırken ne kadar ağaç zayii ettiğimizin farkına varmadık, hatta ağaçların eğik olmasını tercih ederek bilmeyerekte olsa bu zayiatı artırdık ağaçların kurumasına bile müsaade etmeden yerlerine çaktık tabii yat karaya çıktığında ve uzunca bir müddet  karada kaldığında gördük ki geniş sargı ile kaplanan kaplama ağaçlarının arası bir parmak açılmış ve ne kalafat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>geçmişte  geniş sargı diye uğraşırken ne kadar ağaç zayii ettiğimizin farkına varmadık, hatta ağaçların eğik olmasını tercih ederek bilmeyerekte olsa bu zayiatı artırdık ağaçların kurumasına bile müsaade etmeden yerlerine çaktık tabii yat karaya çıktığında ve uzunca bir müddet  karada kaldığında gördük ki geniş sargı ile kaplanan kaplama ağaçlarının arası bir parmak açılmış ve ne kalafat kalmış nede kalafat yapacak armuz .</p>
<p>yıllarca bu tür hatalarla denizde kayıklarımızı yüzdürebilmek için çok uğraştık ve didindik, ama bildiğimiz ve gördüğümüz o kadardı, aslında bu mücadelelerle öğrendik tecrübe sahibi olduk  işte bu öğrendiklerimizi de gelecek nesillere ve meraklılarına anlatmak istedik geçmişten gelen tecrübelerin bir arada olduğu kaynakta yoktu öğrendiklerimiz yaşadıklarımız ve denediklerimiz sonucunda, tecrübelerimizi merak edenlere anlatılabilen ve bu şekli ile öğrenebildiklerimizden daha fazlası değildi ve öğrendiklerimizin geçmişlede hiç alakası yoktu. ve hala gördüğüm</p>
<p>yeni ve amatör denizseverlerin her bilgiyi deneme yanılma usulü ile öğrenme veya tecrübesine inandığı yada bildiğini sandığı denizcilere sormaktan fazlası değil. bu nedenle sayfamızın her bilene açık olduğunu yazdık. herkes bildiklerini yazssın. yazılanları buradan okusun ve öğrenmek için zaman kaybetmesin.</p>
<p>Elbette ki kalın sargı artık hiç tavsiye edilmeyen uygulaması zor ve zayiatı fazla bir sargı usulü. biz bu nedenle daha akılcı ve kolay bir usulü burada anlatmaya çalışacağız</p>
<p>Artık postalar daha öncede anlattığımız gibi lamine usulü ile yapıştırılarak yapılıyor ve yerine tek parça halinde konuyor. sonra içeriden bizim bağ olarak tabir ettiğimiz kalın ve geniş latalarla civatalanarak bağlanıyor  ve bu bağlar ne kadar sık ve düzgün yapılırsa yat ta o derece sağlam oluyor. Tekne bu şekilde bağlandıktan sonra sıra kaplamaya geliyor. işte bahsedeceğimiz bu usulle tekne daha da sağlam ve tek parça haline geliyor.</p>
<p>Öncelikle teknenin boyutuna göre kalınlığına karar verilen sargı ağaçları mümkün olduğu kadar uzun ağaçlardan eni ve kalınlığı aynı olmak üzere kesiliyor, bunun amaçlarından birinin çakma sırasında istenildiği şekilde eğilmesi olduğu gibi bir başkası da ağacın rahat kurumasıdır ayrıca zayiatı da çok azdır. Bu kesilen ağaçlar alt ve üst taraflarından birine oluk diğerine dış bükey olacak şekilde frezeden geçiriliyor  sonra bunlar çakılırken birbirlerinin içine geçecek şekilde yerleştirilerek ve yapıştırıcı ile çakılıyor çivilemeleri ağaçların postaya çakıldığı gibi üst taraflarından da kaplama ağaçları da birbirine çakılıyor. bu işlem bittikten sonra ağaçların kıpırdama şansıda kalmıyor bütün gövde sanki tek parça imiş gibi bağlanıyor ve ne kalafata gerek duyuluyor nede kayık su yapıyor zaten biribirini çok iyi bulan ağaçlar gövde yüzeyinin de püzürsüz olmasını sağlıyor. iyi bir ustanın yüzeyi dikkatli zımparalama ve temizlemesi ile bordo boyaya hazır hale geliyor çok takdir  ettiğimiz bir usuldür  ve bu teknikle yapılan yatların sahiplerinden olumsuz bir tepki almış değiliz.  aynı usul kaplama tahtalarının alt ve üstlerinin oyulmadan da çakılması ile yapılabiliyor buda oldukça iyi bir usul ve işlemesi kolay ancak biz ilkinde yazdığımız usulü daha değerli  ve sağlam buluyor ve tavsiye ediyoruz.  ancak bu usulde oluk ve tümsek şeklinde kullanılan malzemenin talaş zaiyatınıda hesap etmek gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaptan.net/ince-sargi-ve-kaplamanin-avantaji-ve-saglamligi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ahşap yatlarda osmanlı macunu</title>
		<link>http://www.kaptan.net/ahsap-yatlarda-osmanli-macunu.htm</link>
		<comments>http://www.kaptan.net/ahsap-yatlarda-osmanli-macunu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 16:46:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KAPTAN'IN GÖZÜ İLE]]></category>
		<category><![CDATA[Kaptanlara Tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Yat Sahiplerine Tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[ahşap yatlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaptan.net/?p=675</guid>
		<description><![CDATA[Ahşap,  yat yapımında hiçbir zaman vazgeçilmeyecek bir malzemedir görünüşü, el işçiliğinin özel oluşu, yata vermiş olduğu değer ve nostalji duygusu, sıcak görünüşü ve sıhhatli oluşu,daha çok uzun yıllar ahşabı değerli kılan sebepler olarak kalacaktır.
Ancak bu yatları korumak ve bakımlarını en aza indirmekte ilk başta yapılan masraf ve emeklerle oluyor. Ama istenirse ahşap yatlar atadan kalma usullerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ahşap,  yat yapımında hiçbir zaman vazgeçilmeyecek bir malzemedir görünüşü, el işçiliğinin özel oluşu, yata vermiş olduğu değer ve nostalji duygusu, sıcak görünüşü ve sıhhatli oluşu,daha çok uzun yıllar ahşabı değerli kılan sebepler olarak kalacaktır.</p>
<p>Ancak bu yatları korumak ve bakımlarını en aza indirmekte ilk başta yapılan masraf ve emeklerle oluyor. Ama istenirse ahşap yatlar atadan kalma usullerle de ucuz ve belki uzun süreli olmayan ama geçicide olsa işe yarayan şekilde bakım yapmak mümkündür. Bu nedenle biz gördüğümüz atadan kalma usulü burada size anlatmaya çalışacağız.</p>
<p>Tekne boyaya hazırlanırken bilindiği işlemlerden geçerek çivileme ve kalafat bitirilir bu arada tahtalar tamamen silinmiş ve boyaya hazır vaziyete getirilmiştir macundan evvel özellikle tahtaların iyi kuruduğu ve sıcak bir zamanda iyice beziri iyice kaynatarak kaplama ağaçlarına sürerek yedirin biraz belki zor kurur ama ağaçlarınızda evladiyelik olur ne çürür ne kurtlanır, bu işlem yazın sonunda karaya alındığında hala havalar sıcakken yapılırsa  boya zamanına kadar ne ıslanır ne su emer nede deforme olur ve rahatlıkla da kurur.</p>
<p>DAHA SONRAKİ İŞLEMDE</p>
<p>Geçmişten beri kullanılan Osmanlı macunu olarak bilinen bu macunun  yapım usulü aşağıdaki gibidir</p>
<p>3 ölçek kaba üstübeç(ölçekler kilo olarak hesaplanabilir)</p>
<p>1 ölçek ince üstübeç (litapon olarak ta biliniyor)</p>
<p>Yukarıdaki ölçü için 1 kg kalın bezir(tiner ile inceltilerek kullanılacak)</p>
<p>Ve yeterince ince bezir</p>
<p>Yeterince tiner</p>
<p>Bu ikisi yani kaba üstübeç ve litapon iyice toz olarak karıştırılıyor ve içerisine tinerle inceltilmiş Osmanlı beziri denilen kalın bezir katılıyor, bunu katmadaki maksat macunun esnek olmasını ve kırılgan olmamasını sağlamak için. sonra bu karışımın içerisine yeterince ince bezir karıştırılarak macun haline getiriliyor.</p>
<p>Ve elde edilen macunun içerisine de son haline getirmek için bir miktar su katılıyor bu suyun da amacı macun haline gelmiş olan malzemenin daha koyu hale gelmesi içindir aksi halde yapılan macun kürek, yada sıpatula tabir ettiğimiz  macunu ağaca sıvamak için kullanılan el küreğinin  üstünde rahat durmaz ve akar işte bunun için bir miktar su konur ve bunun miktarı macunun sertliğine göredir ve bunu da boyacılar macunu kesmek diye adlandırırlar.</p>
<p>Bu işlem bittikten sonra önceden kalafatlanmış ve kalafat pamuğunun üstüne de ve tüm macunlanacak ağaçlara sülyen sürülmüş ve kurutulmuş olmalıdır</p>
<p>sonra, armuz aralarına dolduracak şekilde önce yukarıdan aşağıya sonrada armuz boyuna doğru spatula çekilerek doldurulur ve bu işlem bittikten sonra kuruması için bekletilir  işlenen macun  havaların durumuna göre kurur  bu süre 3ila 6 gün olabilir hatta daha fazla.  macunun kurumasını tırnaklarımızla bastırarak kontrol edebilirsiniz. eğer macun kurumuşsa tırnak macuna geçmez. Sonra ince bir kat yeniden macun çekilir ve kuruması beklenir. </p>
<p>Burada önemli olan macunun iyi kurumasını beklemektir çünkü Osmanlı macununun içine konulan kalın bezir, macunu  kolay kurutmaz ve esnek tutar bu yüzden kurumasını beklemek gerekir ve buda zaman alır sonra bu işlem bir kez daha yapılır iyice kuruduktan sonra kalın bir zımpara ile yüzey tesviyesi yapılır eğer doldurulması gereken yerler varsa doldurulur yüzey düzgünse biz üçüncü katı tercih etmiyoruz ama yüzey düzgün değilse bir ince kat daha çekilebilir. çok kalın Osmanlı macununu tavsiye etmiyoruz zira çatlayabiliyor yada dökülebiliyor bu yüzden hem macunu yaparken dikkatli olmalı hem de uygularken düzgün uygulamalıdır çünkü çok fazla zımparaya gelen bir malzeme değildir zımpara gerekirse de kalın kullanmak gerekir aksi halde zımpara çabuk dolacaktır.</p>
<p>Kuruyup tesviyele nen macunun üzerine astar boya sürülür bu yüzeyin kusurlarının net bir şekilde görülmesi içindir eğer gerekiyorsa son bir kez daha yoklama macunu yapılarak düzeltilir ve boyaya hazırlanır.</p>
<p>Burada önemli olan katmanlar arasının iyi kurumasıdır ecdadımız yıllarca bu usulle bakım yapmıştır içinde bulunan bezir sayesinde ağaç beslendiği için ahşabı korumakta ve çürümesini önlediği için halen kullanılmaktadır.</p>
<p>Bu bakımı yapanların en çok dikkat edecekleri işlerden biride eğer yat denize kızakla iniyorsa çok dikkat etmeli ve macunu korumalıdır, kızaktan denize inerken hırpalanan yatın altı çizilip kazındığı için deniz kurtlarına hedef oluyor ve inanılmayacak kadar büyük hasarları bir sonraki sene karaya çıktığınızda fark ediyorsunuz bu nedenle yatı denize indirirken kızak ın yata dokunacagı yerleri naylon ,battaniye,veya kartonlarla kollamak gerekir.</p>
<p>Bu bilgileri herkes kendi bildiğine göre değiştirip kullanıyor Belki artık kullanılması bile nostalji olmuş bir usul olduğu için biz bu konuyu da geleceğe bilgi olarak kalsın yada kullananlar doğru işlem yapsınlar diye burada kaleme aldık eski tekneler böyle korunur boyanırdı.ve ülkemizde halen birkaç binden fazla ahşap yat bulunuyor ve bunların büyük bir bölümü bu şekilde korunuyor.</p>
<p>Bu bilgileri zamanında yat yaptırdığımız, Osmanlıya kadırgalar yapmış çektirme ve mavnaların doğum yeri Zonguldak kuruca şile ve kapı suyu sahillerindeki Osmanlı geleneğini kullanan ustalardan aldık. Burada kendilerini ve ecdadımızı da saygı ile anıyoruz. Ve bu bilgilerini de gelecek nesillere anlatıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaptan.net/ahsap-yatlarda-osmanli-macunu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ahşap yat bakımında çivileme ve incelikleri</title>
		<link>http://www.kaptan.net/ahsap-yat-bakiminda-civileme-ve-incelikleri.htm</link>
		<comments>http://www.kaptan.net/ahsap-yat-bakiminda-civileme-ve-incelikleri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 16:04:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KAPTAN'IN GÖZÜ İLE]]></category>
		<category><![CDATA[Kaptanlara Tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Yat Sahiplerine Tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[ahşap yatlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaptan.net/?p=677</guid>
		<description><![CDATA[Yeniden çivileme ahşap bakımında en önemli konulardan biridir . Ama doğru bilip doğru uygulamak gerekir.  Bu nedenle yatınıza bakım yaptırmadan önce  yat sahibinin  bu konuda ön bilgilerle donanması gerekir, aksi halde işi çoğaltmak  ve uzatmak isteyen ustalara da rastlayabilir ve ummadığınız masraflarlada  karşılaşabilirsiniz.
Ahşap yatlar  ve  kayıklar eskiden kalın sargı denilen usulle yapılırdı yani kütükten elde edilen kaplama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeniden çivileme ahşap bakımında en önemli konulardan biridir . Ama doğru bilip doğru uygulamak gerekir.  Bu nedenle yatınıza bakım yaptırmadan önce  yat sahibinin  bu konuda ön bilgilerle donanması gerekir, aksi halde işi çoğaltmak  ve uzatmak isteyen ustalara da rastlayabilir ve ummadığınız masraflarlada  karşılaşabilirsiniz.</p>
<p>Ahşap yatlar  ve  kayıklar eskiden kalın sargı denilen usulle yapılırdı yani kütükten elde edilen kaplama ağacı eğimine göre kesilir en zayiatsız haliyle yatın kaplaması yapılırdı, bu usul hem zaman alıyor hem de tamir gerektiğinde aynı genişlikte sargı  tahtaları  bulunamıyor, tamir kaplamasında kılcık tabir edilen küçük parçalarla kapatılmak zorunda kalınıyordu. Daha  sonraları 15 cm genişliğindeki latalarla kaplanmaya başlandı ahşap yatlar bu şekilde ağacı kısmen esneterek eğik yerlere çakabiliyor ve zaiyat azaltılıyordu. Sargı sırasında usta zaten ileride yeniden çivilenmesi gereğini düşünerek latayı postalara  belirli aralıklarla uygun şekilde çiviliyordu. Zaten bugün yüzebilen ahşap yatların büyük kısmı bu teknik ile yapılmıştır.</p>
<p>Zamanla hava şartlarından, ağacın özelliğinden ve özellikle tatlı suyun etkisi ile ahşap özelliğini kaybeder. özellikle yağmur suyu ve çiğ suyu ahşabın çürümesi için en önemli etkendir ahşabı uzun süre korumak için deniz suyu ile yıkamak çok önemlidir.  Bu şekilde çürümeye yüz tutmuş ahşap bölümlerin değişmesi gerekir.  </p>
<p>Ahşap yatların çivilenme zamanı nın vardır. zamanla denizdeki statik elektriklenme sebebi ile oluşan korozyon çivileri ya baş taraflarından yada bedenlerinden korozyon ve pas nedeni ile çürütür bu şekilde ya çivinin etkisi kalmaz yada en ufak dirençte kopar. kimse bu durumun ağır denizlerde boğuşurken olmasını istemez. ayrıca  yanımıza zaman zaman yanaşan yatların  korozyon etkisine göre ki bunlar saç yatlar yada altı bakır kaplı yatlar olabilir, geçmişte teknelerin altları kekamoz ve midyeye karşı bakırla kaplanırdı bu gibi durumlarda uzun süreli bu tür teknelerin yanında duran yatların çivilerinin eridiği zayıfladığı hatta postadan kesildiği görülmüştür, bu durum eski kaptan ve tersaneciler tarafından iyi bilinir.</p>
<p>Bunu anlamanın yolu yat karaya alındıktan sonra bir süre bekletilerek kuruması beklenir bu kurumayı hızlandırmanın en kolay yoluda  omurganın kaplama tahtaları ile birleştiği ilk sıradan havalandırma tahtaları açmaktır(Aşoz kaplaması) bu şekilde zaten omurganın üstündeki ve teknenin karinasında birikmiş olan pisliklerinde temzilenmesi sağlanır.  Bir başka usulde yatın karaya alınışından bir müddet sonra  altının yakılarak kurutulmaya çalışılmasıdır. Mantık olarak yanlış görünsede  bu usülde eğer kaplama ağaçlarına kurt dokunmuş ise onlarında öldürülmeleri sağlanır. Yakmanın bir başka faydasıda kararan kaplama ağaçlarına kurdun dokunmamasıdır bu nedenle ahşap yatların birkaç yılda bir yakılarak altlarının kontrol edilmesinde büyük yarar vardır. kuruyan yatın alt tarafına daha sonra bir kalafat tokmağı ile sukra başları ve posta üstlerine orta kuvvette vurulur eğer kesilmiş yada postadan oynamış çiviler varsa o bölgeler diğerlerin den daha pot bir ses verir,  bunu yat sahibi kendisi anlamalıdır zaten yatın yaşı da bu konuda size bilgi verir,  ayrıca yatınızı karaya alırken yada denize indirirken oluşan boya çatlakları da çivileme zamanın geldiğinin habercisidir. Ahşap yatlar öyle her zaman karaya alındığında çivilenmezler bunun için en az 10 yıl geçmelidir aksi halde 10 yıl sonra tahtada çivileyecek yer bulamazsınız yada içten postayı zedeleyerek çürümesine sebep olursunuz. Eğer gerçekten çivilemeye ihtiyaç duyuluyorsa tabii 10 sene sonra . Enik tabir ettiğimiz kaplama tahtasının çürük kısımlarını değiştirirken çivileri de söküyoruz ya!  Bu çivilere bakarak ne kadar korozyona uğradıklarını anlayabilirsiniz. Sonra işte o pot yapan yerleri veya gerekiyorsa tüm tahtaları yeniden çivileyebilirsiniz bu işlem bittikten sonra çiviler gereği şekilde zımbalanır ağaca gömülür ki rende yada zımpara yapılırken rendeye zarar vermesin yada zımpara ile çivi başları kesilmesin.</p>
<p>Bu işlem yapılırken size bir kaptan arkadaşımdan aldığım kolaylık bilgisini aktarayım, bildiğiniz gibi çivileme sırasında çiviyi her doğrultuda aşağıdan yukarıya kullandığınız için çivinin çakılırken eğilmesine ve tahtanın zedelenmesine sebep oluyoruz bu yüzden bu kaptanımız bir sistem geliştirmiş  ve bizim hilti diye bildiğimiz darbeli matkabın ucuna çivi başının 5 yada 6 mm girebileceği kadar bir oyuk yapılıyor çivi bu oyuğa konularak kısa darbelerle çakmaya başlıyor ne çivi eğiliyor nede tahta zarar görüyor üstelik yorulmadan.</p>
<p>Ahşap teknelerin çivileme işlemi kalafatları kadar önemlidir en doğrusu bu işi bilenler tarafından yapılmasıdır ehli olmayan kişilerin yaptığı çivileme teknenin ömrünü uzatmaz aksine azaltır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaptan.net/ahsap-yat-bakiminda-civileme-ve-incelikleri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kalafatın önemi ve kalafatlamanın incelikleri</title>
		<link>http://www.kaptan.net/kalafatin-onemi-ve-kalafatlamanin-incelikleri.htm</link>
		<comments>http://www.kaptan.net/kalafatin-onemi-ve-kalafatlamanin-incelikleri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 21:38:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KAPTAN'IN GÖZÜ İLE]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNİK KONULAR]]></category>
		<category><![CDATA[Tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Yat Sahiplerine Tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[ahşap yatlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaptan.net/?p=679</guid>
		<description><![CDATA[Kalın sargı ile yapılan kaplamanın ardından sargının iyice kuru olması tercih edilir  ve  kalafat yapılır. ancak burada  kaplamanın da armuz  şeklinin de önemi çok büyüktür , dıştan biri birini bulan ama içten açık armuzlara kalafat tutmaz yani sargıda tahtalar yan yana çakılırken armuzlar sargının dışında hafif aralık fakat içeride kapalı olmalı biri birini bulmalıdır ki çakılan kalafat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalın sargı ile yapılan kaplamanın ardından sargının iyice kuru olması tercih edilir  ve  kalafat yapılır. ancak burada  kaplamanın da armuz  şeklinin de önemi çok büyüktür , dıştan biri birini bulan ama içten açık armuzlara kalafat tutmaz yani sargıda tahtalar yan yana çakılırken armuzlar sargının dışında hafif aralık fakat içeride kapalı olmalı biri birini bulmalıdır ki çakılan kalafat içeri doğru sıkışsın . tabii bu gözlem ile yatınızı kaplayan ustanın ne kadar usta olduğunu da anlarsınız.</p>
<p>Kalafatlama  ahşap yatlar içinçok önemlidir, tahtaların arasını kapattığı gibi kaplama tahtalarının biri birlerini sıkarak oynamasını da önlediğinden düzgün ve dikkatli yapılmalıdır. Her armuz arasına göre farklı kalınlıkta kalafat demiri kullanılır ve kalafat yapılırken armuzların bozulmamasına çok dikkat edilmelidir.</p>
<p>Zaten dikkatli bakıldığında belli olduğu gibi sesinden de anlaşılır  her pamuk çakan kalafatçı değildir iyi kalafat çı teknenin ömrünü uzatır fakat kötüsü armuzları bozar yaptığı kalafatta amacına hizmet etmez ve tahtanın ömrünü kısaltır .</p>
<p>En iyi kalafat yağlı kendirden olursa da artık günümüzde bulunmuyor, Onun yerine</p>
<p>Şimdi  artık katranla bükülmüş pamuk kullanılıyor.  pamuk  önceden kalın ve ince büküm olarak hazırlanıyor, ince büküm ilk sıra çakılan kalafattır ardından fitil tabir edilen iplik halinde bir kalafatlama yapılır ve sonra kalın büküm pamukla bitirilir ancak bu kalafat sistemi geçmişte kalın sargılı ve tahta kalınlığı 7 cm olan çektirmelere uygulanırdı, şimdi 4-5 cm kalınlıktaki tahtalara aldığına, tek sıra pamuk la kalafat yapılmaktadır.</p>
<p>Mal sahibi kalafatın önemini bilmediği için kalafatçının ücretini her zaman fazla bulur ve ben yaparım diyen herkese de inanır, yatı emanet eder ama böyle olunca  iyi kalafatlanmamış kayık, aylarca uğraşılarak yapılan emek ve göz nuru  denize inerken  boyalar armuzlardan  çatlayarak bütün emeği heba eder ve çok kötü görünür çünkü sargı tahtaları araları kalafata doymamış ve boşluklar doldurulmamıştır  elbette ki kızakta olmasa da  deniz şartlarında yine armuz yapacak belki de yaptığı su yüzünden  sizi zarara sokacak ve canınızdan bezdirecektir.</p>
<p>Bu  yüzden klasik yatlarda kalafat gerekiyorsa bunu yapan gerçek ustayı bulun ve pazarlığınızı tınlayana kadar yapın o ne demek istediğinizi anlayacaktır. yoksa harcadığınız zaman, karaya alırken ödediğiniz ücret, macunu, boyası, zımpara ve zehirlisi ile ziyan olacak belki de bir sezon size rahat uyku uyutmayacaktır dahası bu suyu basmak için harcayacağınız pompa masrafları kalafatçıya verin rahat edin.</p>
<p>Ve gecenin bir yarısında kayığınız batıyor dendiğinde neye uğradığınızı anlamadan soluğu kayığın kıçında alanlardan olmaktansa iyi kalafatçının hakkını vermiş olmanın verdiği iç huzuru ile rahat uyuyun yukardan yağmur aşağıdan su yapan yatınız rahatsız etmesin sizi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaptan.net/kalafatin-onemi-ve-kalafatlamanin-incelikleri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ecdat yadigarı çektirmeler mavnalar</title>
		<link>http://www.kaptan.net/ecdat-yadigari-cektirmeler-mavnalar.htm</link>
		<comments>http://www.kaptan.net/ecdat-yadigari-cektirmeler-mavnalar.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 14:31:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[TEKNİK KONULAR]]></category>
		<category><![CDATA[ahşap yatlar]]></category>
		<category><![CDATA[aşırma praçera]]></category>
		<category><![CDATA[barbaros]]></category>
		<category><![CDATA[çektirme]]></category>
		<category><![CDATA[çektirmeleri kurtarın]]></category>
		<category><![CDATA[colin archer]]></category>
		<category><![CDATA[ecdat yadigarı]]></category>
		<category><![CDATA[kum motoru]]></category>
		<category><![CDATA[leventler]]></category>
		<category><![CDATA[mavna]]></category>
		<category><![CDATA[piri reis]]></category>
		<category><![CDATA[takalar]]></category>
		<category><![CDATA[türk deniz literatürü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kaptan.net/?p=495</guid>
		<description><![CDATA[              ECDAT YADİGARI ÇEKTİRMELER  VE  MAVNALAR
      Dünya da denizcilik literatürüne giren iki Türk gemisinden biri Çektirme diğeri Mavnadır. hem osmanlı armadasının ihtiyaclarını karşılamak hemde yük taşımak amacı ile yapılmış olan bu sağlamlık ve güç timsali [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>              ECDAT YADİGARI ÇEKTİRMELER  VE  MAVNALAR</p>
<p>      Dünya da denizcilik literatürüne giren iki Türk gemisinden biri Çektirme diğeri Mavnadır. hem osmanlı armadasının ihtiyaclarını karşılamak hemde yük taşımak amacı ile yapılmış olan bu sağlamlık ve güç timsali tekneler savaş gemisi olarak yıllarca Osmanlının hatta son zamanlarda cumhuriyet Türkiye sine  kadar hizmet etmişlerdir.<br />
      Yapım teknikleri ve kullanılan ağaçların dayanıklılığı ile yıllarca balık sebze ve meyve ve eşya taşıdığı gibi son zamanlara kadar Marmara adasından mermer bloklar taşımış ve bazıları da kum motoru olarak kullanılmışlardır yapıları gereği yük taşımak için geniş ve sallı olarak yapılan bu gemiler aynı zamanda sığ sulara girebilmek içinde az krozlu yapılırdı daha fazla yük alarak kıyıya yakın iskele yada kumsala yanaşmak için altları neredeyse düz sayılabilecek kadar az krozlu idiler ancak yük aldıkça daha çok oturarak daha dengeli hale gelirlerdi. Hatta bu aldıkları  aşırı yük nedeni ile omurgaları baş ve kıç tarafından aşağı düşer vasatta yukarı  çekilirdi.<br />
        Ekleme parampetine kadar yük alarak yelkenle de gidebilen bu takalar ın başka bir örneği bulunmuyor denize olan yatkınlıklarını ve bizim tabirimizle denizciliklerini örnek olarak başka teknelerde görmek mümkün değildir. Benzerine yakınını yapan ülkelerden olan Norveç bu tipi markalaştırmış ve adına colin archer diyerek dünyanın bilinen markası haline getirmiştir.ve bu ad altında okyanus geçen yatlar üretmektedir.<br />
         Maalesef bizde bu ecdat yadigarı gemileri ustası bile kalmadığı halde korumayı bile beceremiyoruz<br />
         bunların baş ve kıç taraflarının  birbirinin benzeri olanları na çektirme dendiği gibi aynı formada yapıldıkları halde sadece kepçe altından yukarı<br />
doğru kıç tarafları bir üçgen gibi bağlanmış olanlarına da mavna denirdi her ikisi de aşırma praçera yelken kullanır bu şekilde de yük taşırlardı. şimdi maalesef örneklerini çürümeye bıraktığımız bu  ecdat yadigarı tekneler<br />
          İnşaalah kaybolmadan evvel müzedeki yerlerini alırlar yada bulundukları  limanlarda müze haline getirilerek hem ecdadımızın medarı iftiharı olarak saklanır hem de ilkel marangoz aletleri  ile yapılan bu muhteşem eserler gelecek nesillere de Türk ve Osmanlı denizciliğinin nadide örnekleri olarak geleceğe intikal etmesi için muhafaza edilir. </p>
<p>         Bildiğimiz kadarı ile bunlardan bir tanesi Fethiye de iskeleye bağlı olarak durmaktadır üstüne sonradan yapılan turistik ilavelerle pek bir şeye benzemeyen bu biçare gemi  çürümeye terkedilmiş ve sahibinin de çaresizliği ile bakıma muhtaç vaziyette belki de devlet yada belediyenin ihtimamını bekliyor.<br />
            bir diğeri bakımlı vazıyette turist taşımacılında Galantus adı ile  mavi yolculuk için kullanılıyor şimdilik durumu iyi ama yıllardır üzerinde bulunan Mehmet kaptanın  ve personelinin aşırı dikkatleri ile çok zor  da olsa  bu yadigarı kolluyor ve bakımını yapıyorlar belki de o eski çektirmelerinin en iyi durumda olanı budur.<br />
            Bir başkası şimdi hala orda mı bilinmez ama Manavgat ta deniz kıyısına bir daha denize indirilmemek üzere denizden bile uzakta karaya çekilmişti belki de ofis yerine kullanmak için. umarım bu nadide örnek korunuyordur<br />
           Yine bu örneklerin iki tanesi şu anda Antalya kemer bölgesinde günübirlik turist taşımacılığında kullanılıyor bunların her ikisinin de parampet leri kesilerek yat şekli verilmiş ve turistlerin çok ilgisini çeken gemiler ancak üzerindeki arma ve donam yürekler acısı biraz yelkenden anlayan birinin bile anlayabileceği çok kötü bir arma ile sadece süs amacı için kullanmak üzere yapılmış ve bu ecdat yadigarı teknelere yakışmıyor. ancak çalıştıkları için  şükürler olsun ki bakımları da yapılıyor<br />
            Bir başkası hemen Antalya sahil güvenlik komutanlığının karşısında batmıştı ve yıllar oldu muhtemelen çürümüştür su anda Antalya çelebi marinanın karşısında<br />
            Bu örneklerden bazıları da İstanbul Marmara adasında yada Karadeniz de olabilir<br />
En son bildiğimiz örnek ve en son yapılan çektirme yat için yapılmış olan Naturland e ait olan çektirme görünüşlü yattır bu yatın sahibini ecdadın mirasına sahip çıktığı için kutluyor ve minnetlerimizi sunuyoruz umarım uzun yıllar yatının keyfini çıkarır.<br />
            Bir başka bildiğimizde İskenderun lu bir armatörün sahip olduğu yat haline getirilmiş ve bakımı da güzel yapılmış bir çektirme idi adı da muhtemelen Cuma oğulları olmalı ancak son yıllarda akıbetini bilmiyorum. Umarım korunuyor ve bakımı yapılıyordur<br />
              Bir başkası kaptan Selahattin adındaki turizme yıllarca hizmet etmiş olan bodrumdaki yalı çiftlikte bir daha inmemek üzere karaya çekilerek kaderine  terk edilmiş durumdadır. </p>
<p>             Fethiye de atıl durumda ki bir başka çektirmede geçmişte turist taşımacılığı yapan  yabani isimli yata çevrilmiş bir çektirmedir üstünde  yapılan tüm değişimlere rağmen hala bütün güzelliğini muhafaza ediyor o yakıcı güneşin ve hava değişimlerinin yıpratıcı etkisine rağmen Fethiye karagözlerde tersanelerin önünde demirli halde bekletiliyor. Bildiğim kadarı ile alt bakımı yapılmış ve korunmalı haldedir ancak yağmur ve ağır nem sebebi ile çürümeye ve bozulmaya başlamıştır.</p>
<p>            Bütün bu çektirme ve mavnalar hakkında yazdıklarımızı Türk denizciliğine hizmet etmiş ve yıllarca o ağır işleri meslekleri adına yapmış olan ustalarımızı ve bu eski yük gemilerimizi anmak ve kollamak içindir yeni nesillere örnek olmaları ve belki de şimdi olduklarından çok daha fazla denizci olduklarını anlatmak  ve toplum özgüvenine katkıda bulunmak  ve yeni neslin dünya denizciliğinde nerede olduğumuzu ve daha neler yapabileceğimizi anlatmak içindir. bu yelkenlilerle atalarımızın yıllarca Akdeniz de yük taşıdığı gemilerdir.</p>
<p>            Ben bu ülkenin yeniden piri reisler Barbaroslar Turgut reisler ve leventler yetiştirecek dinamikleri olduğuna inananlardanım elimizde hali hazırda yetişmiş bulunan denizci ve kaptanlarımızın dünyanın her denizinde rahatlıkla kaptanlık yapabileceklerine inanıyor ve ülkemizin de beyaz listeye çıkarak tüm dünya ülkelerinin saygınlığını kazanmasını umut ediyorum.<br />
            Ecdadımızın bu sanat miraslarına sahip çıkarak korunmasını sağlamak denizcilerin ve deniz severlerin üstüne borçtur herkesinyapabileceği birşeyler vardır az bile olsa deniz ile ilişkisi olan her sahil insanının hiç olmazsa bu konuyu dile getirmesini  umuyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaptan.net/ecdat-yadigari-cektirmeler-mavnalar.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Guletler</title>
		<link>http://www.kaptan.net/guletler.htm</link>
		<comments>http://www.kaptan.net/guletler.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 May 2009 22:42:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KAPTAN'IN GÖZÜ İLE]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNİK KONULAR]]></category>
		<category><![CDATA[ahşap yatlar]]></category>
		<category><![CDATA[ahşap ustaları]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz teknesidir]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel usul]]></category>
		<category><![CDATA[gulet]]></category>
		<category><![CDATA[guletler ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[motoryatlara alternatif]]></category>
		<category><![CDATA[sac guletler]]></category>
		<category><![CDATA[yelken için yapılmıştır]]></category>
		<category><![CDATA[yeni nesil guletler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kaptan.net/?p=465</guid>
		<description><![CDATA[        Geleneksel usullerle yüzyıllardır ahşap kullanılarak yapılan guletler, günümüzde sac malzemeyle de  yapılmaktadır Akdeniz in şartlarına göre yapılmış olup güneydeki ustalara mahsus bir sanat eseridir. şu anda bile yüzlercesinin tersanelerde yapımına devam ettiği guletler ahşap ustalarının göz nuru, denizcilerin gururu, ailelerin umudu olmuştur yıllarca. yelken için yapılmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>        Geleneksel usullerle yüzyıllardır ahşap kullanılarak yapılan guletler, günümüzde sac malzemeyle de  yapılmaktadır Akdeniz in şartlarına göre yapılmış olup güneydeki ustalara mahsus bir sanat eseridir. şu anda bile yüzlercesinin tersanelerde yapımına devam ettiği guletler ahşap ustalarının göz nuru, denizcilerin gururu, ailelerin umudu olmuştur yıllarca. yelken için yapılmış uzun omurgalı, deplasman yatlarıdır. Son zamanlarda teknoloji ile geliştirilerek yapılan ve armalarının tamamen yelkene yönelik olması ile hem motor hem de yelken ile seyir imkanları vardır.derin olma  özellikleri ile denizle dövüşmeyen ama gerektiğinde makine gücü yada yelkenle 12  yada 14 mil e kadar yapabilen bu yatlar motor yat rahatlığını aratmamaları ve denize karşı dirençli ve dengeli yapıları ile de biliniyor.<br />
         Akdeniz de kullanılan gezi teknelerindendir denizdeki dengeli yapıları ve kıç üstü rahatlıklarıyla bilinirler çok dengeli, sıhhatli, kullanışlı ve görünümleri ile cazibelidirler son yıllarda yelken donamlarıyla iyice geliştirilen bu yatlar, yelken performansları ile de dikkat çekiyorlar.<br />
          Yakın zamanlara kadar oldukça zayıf malzemelerle yapılan ve açık deniz seyri için güven vermeyen guletler, günümüzde uygun malzeme ve kaliteli işçilikle çok sağlam dengeli ve her türlü deniz şartlarına dayanan tekneler olmuştur. Denizdeki yaşamı seven ve benimseyenler için en uygun yat cinslerinden biri olup ahşap işçiliğinin en nadide güzelliklerini bir mobilya inceliği ile gösteren belki de dünya pazarlarında en ucuza imal edilen göz nuru, ve sanat eseri olarak batı Anadolu sahillerinin en aranan yatlarından olmaya devam etmektedir.<br />
           Şimdilere kadar  mavi yolculuğu dünyaya tanıtan yegane yatlar olarak Türk karasularında yerini aldığı gibi ihraç edildiği dünyanın diğer ülkelerinde de yat dünyasındaki yerini ısrarla korumaktadır. en önemli özelliklerinin başında Türkiye deki işçiliğin ucuz olması nedeni ile fiyatlarının hiçbir ülkeyle kıyaslanmayacak kadar ekonomik olmalarıdır.<br />
          İç ve dış rahatlıkları önemseyen yat yapımcıları için geniş üst güverte ve kıç üstü sağladığından çok makbul tutuluyor ve sahiplerine batı Akdeniz ve eğe de bir motor yat rahatlığı vermesine rağmen  motor yatlara göre çok daha küçük makineler ve yelken kullanarak  büyük ölçüde ekonomi sağlayan bu guletler yıllarca motor yatlara alternatif olmuş ve hatta günümüzde geleneksel oluşları, rahatlıkları ve görünüşlerindeki estetikle charter pazarında arandıklarından kiraya verilerek donatanın yatı kullanmadığı zamanlarda çalışarak  yat sahiplerinin  harcamalarına büyük katkıları olmuştur.<br />
         Gördüğümüz kadarı ile de daha yıllarca bu amaca hizmet edecek ve yeni nesil lüks tasarımları ile motor yatlara  ciddi alternatif olacaklardır. zaten lüks motor yatlardan çok daha fazla tercih edilen yatlar olması, sayılarının çok sayıda olması ile izah edilebilir.<br />
          Yeni nesil yatların boylarının büyümesi nedeni ile deplasman yatları daha revaçta olmaya başlamış ve gereksiz büyüklükte makinelerden  kaçınılarak daha fazla alan sağlayan ve her türlü deniz şartlarından daha az etkilenen ve yelkenle gidebilme şansına sahip ekonomisi sadece makinesinin küçüklüğünden olmayıp yapımındaki başlangıçtan sona kadar her konuda ekonomi sağlayan guletler artık diğer yatlara ciddi olarak rakip olmak durumundadır.iç alandaki genişliklerinde derinliklerinin  avantajı ile fazla olması ve yüksek yatlara göre daha estetik ve stabil olmaları ve üst güvertedeki alanların kullanılabilir olmaları ve Akdeniz şartlarına göre dış alanların iç alanlardan fazla tercih edilmeleri ciddi anlamda  gulet yapımını teşvik etmiştir.<br />
        Yeni nesil guletlerde kullanılan çelik yapım yada western epoksy sistemi ile yatlar olağan üstü sağlam ve uzun ömürlü olarak yapılmaktadır.içlerindeki ahşap işçiliği motor yatları kıskandıracak ölçüde güzel ve kullanılan ekipmanlar ile en lüks yatlar kadar rahat sağlanmıştır.<br />
         Makinelerinin motor yatlara göre daha ufak ve ekonomik olmasına rağmen bu yatlar 14-16 mili bulan hızları ile hiçte az olmayan sürate erişerek seyir sırasında pek çok deniz şartlarında bile yol kesmeden stabil ve emniyetlidirler. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaptan.net/guletler.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
