yatlar, motor yatlar, lüks guletler, yelkenliler, yat kiralama, yat kaptani, gemici, gulet, motoryat, yat personeli, rotalar, mavi yolculuk, yat imalatı, yat malzemesi,
Bu bölümde anlatacaklarımız kaptan olarak hem kendimizin hem de meslek dostu kaptan arkadaşlarımızın sohbetler sırasında konuşurken birbirimizi teyit ederek yaptığımız konuşmalarımız sırasında ortaya çıkan sonuçtur, ve ileride yat yaptırmak isteyen yat sahiplerinin dikkate alması gereken önemli müşahadeler ve tecrübeler olup. sonuçları görülmüş ve alternatif olarak denize ve yat meraklılarına tavsiyelerdir.
Özellikle motor yatlar da son zamanlarda yapılan yatlar 30 metrelerin üzerine çıkmış ve en hafif malzeme ile yapılsa bile 100-120 ton ağırlıkları geçmiş bulunmaktadır bu sebeple denizdeki şartlar göz önünde bulundurularak en iyi ve sağlam malzemeler kullanılsa bile yapılan sürat ve ağırlığın denizle yüzleşmesi, eğer kullanımda da tecrübesizlik söz konusu ise daima malzemenin tahribatına ve hasarlara sebep olmaktadır .
Özellikle planing tipi yani az deplasmanlı sürtünme katsayısını azaltarak sürat yapmak için hazırlanan yatlara daima büyük motorlar yerleştirilir ve süratli olmaları sağlanır, ve buda elbette başarılır ama işin açık deniz tarafı her zaman planlanan gibi gitmez.
Yani yatınızı Akdenizin herhangi bir köşesine kullanmak için götürmek isterseniz zaten liman sayılan yerlerde sürat hakkı vermez size kanunlar. ama açık denize çıktığınızda da gerçeği o zaman anlarsınız o binlerce beygirlik makinalarınızı, o süratle ve o ağırlıkla, denize karşı dövüşmek için kullanamazsınız. kaptanınız yatınızın süratini düşürerek dalgalara uyan bir ritimle hırpalamadan kullanmaya çalışır.
Yani o büyük beygirli makineler yatınızı en fazla ancak 12 yada 14 millik bir süratle götürmeye çalışır ama bu sürat için gerekenin çok üstünde olan makineniz boştan yere mazot yakar başka bir deyimle yatınızı stabil şartlarda götürmeniz gereken sürati çok daha az beygir gücü ile yürütebilmeniz mümkün iken boştan yere hem büyük makinelere çok büyük paralar verirsiniz hem de saat başına yaktığı mazot ile aşırı maliyetlerle karşılaşırsınız.
Yatınız planinge kalkmadığı için yani su üstüne çıkmadığı ve alt yapısı da buna müsait olmadığı için 14 mil sürat için yaktığı ile 24 mil süratte yaktığı arasında çokta fazla bir ekonomi olmaz yani deniz şartlarından süratli gidemediği için gitmesi gereken süratle aşırı yakıt tüketir. bosuna masraf ettiğiniz gibi range yani sürekli gidiş mesafenizde düşer.
İşte bu yüzden klasik tekneler yani deplasmanlı yada yarı deplasmanlı yatlar çok daha stabil çok daha rahat ve istenen süratte sahip oldukları yeterli makineleri ile daha ekonomik olarak seyir etmektedirler hatta 14 yada 16 mil yapabilen makineleri çok büyük olmayan pek çok deplasman yatı bulunmaktadır yukarıda bahsettiğimiz ağır deniz şartlarında yapılabilecek en fazla 12 yada 14 millik sürat yatınızı o ağır denizlerde en dengeli şekilde yönetebileceğiniz sürattir dalga ile oluşan baş kıç salınımların da sürat için hazırlanmış yatlara göre sudan daha az kesilir ve dalgayla daha az dövüşürler alt yapıları daha dengeli ve derin oldukları için fazla sürat düşünülmediğinden makineler yeteri kadar ve ekonomiktir, zaten başlangıçta gereksiz büyüklükte alınmadığı için hem ekonomi yapılır hem de makine dairenizde dönecek kadar yeriniz kalır . kısaca kullanamayacağınız kadar boşuna makine almamış ve o büyüklükteki gereksiz makinenin yakıt tüketiminden de kurtulmuş olursunuz
Ayrıca yatınızın altına rahatlıkla stabilizer koyar ve yatınızı en kötü şartlarda bile sallanmadan kırıp dökmeden emniyetli ve korkusuzca kullanırsınız, yakıt tanklarına daha fazla yeriniz olur menziliniz artar yakıtı ucuz bulduğunuz yerden alır her 300- 500 milde rotanızın üstündeki her yerden mazot aramazsınız menzilinizde yatınıza göre 3000 5000 mil yada daha fazla artar çok fazla yakıt sıkıntısı yaşamazsınız.
Zaten yat sahipleri genelde uzun yolculukları ve geçişleri yatta yapmıyorlar bunun yerine yatlarını kaptanları ile istedikleri yere gönderip kendileri, yata görmek ve yaşamak istedikleri yere uçakla gidiyorlar işte bu yüzden gereksiz büyüklükteki makine alımı ve kullanımını bilinçsiz ve gereksiz buluyoruz .
Yukarıda anlattığımız bu sebepler yüzünden yarı deplasman ve deplasman yatları ekonomisi, iç hacminin büyüklüğü, denizdeki dayanıklılığı ve stabilizesi yani dengesi ile kaptan olarak tavsiye ettiğimiz yatlardır ve günümüzde daha çok tercih sebebi olmaya başlamışlardır. Bu anlattıklarımız doğrultusunda deplasman ve yarı deplasman yatlarını da daha kullanışlı ve stabil bulduğumuzu yinelemek isteriz.
Peki planing bir 118 ft, yani yaklaşık 35 metre bir teknenin saatte 2 x 600 lt mazot yakmasına rağmen 45+ knots gitmesi sizce bir ayrıcalık değil mi? Yani bence önemli olan yat sahibinin tekneyi ne amaçla kullanmak istediğini bilmesidir.Bütün gövde şekillerinin kendine göre avantajları ve dezavantajları vardır.Örneğin bazı head sea yani kafadan dalga yeme durumunda eğer dalga boyu müsait ise planing tipi tekneler belli bir trim açısıyla seyrettiği için deplasman teknelere göre daha az baş kıç yapar.
haklısınız değerli kardeşim
elbette ayrıcalık ,tabii bunu gercekten bilerek isteyenlere ve günlük ortalama 3 -4 saat seyir edenlere ve bu sürati sadece birkaç arkadaşına göstermek isteyen yat sahiplerine!!! ancak ben tam kapasite süratle yatını devamlı kullanan bir yat sahibi görmedim, çoğunlukla o makineler kaptanların tavsiye ettiği en ekonomik sürat ve devirle kullanılırlar ve yat sahipleride, tatilde aciliyeti sevmezler hatta sürati seven kaptanlarıda. bu nedenle biz fikrimizi genel kabul gören örnekler için verdik .istisnalar için elbette değil. Ancak dalga yüksekliği her zaman istenildiği ölçüde olmaz ve yatınız 35 m de olsa eğer baş denizlerine de gidiyorsanız ki bunu biz hiç tavsiye etmeyiz, o kuvvetlerin çarpışması ile ana gövdenizi hırpaladığınız gibi tüm yardımcı elemenlarında bağlantılarını tahrip edersiniz.ama bu sürati liman içlerinde yada koylarda yaparım derseniz bunada kimse müsaade etmez. zaten yatlar acık deniz araçları değildir kıyıları sever eh açık denizde sert havada 12 yada 14 knot sürati de aşmamanız gerekiyorsa o zaman saatte 600 lt yakan ve kıyıdan 2 mil açıkta bile sesi ile rahatsız eden iki canavara hiç gerek yok.hatta yat sahiplerinin çok büyük bölümü, uzun rotalarda yat içerisinde olmaz istedikleri bölgeye uçakla gitmeyi tercih ederler yani kaç kez 45 mil görebilirlerki? bu gün imal edilen yatların pek çoğunda yat sahiplerinin makineler ve gerekli sürat konusunda fikirleri bile yok. bu konuda ısrar edenler ya dizayn eden mühendisler ya da tesane sahipleridir ki zaten onlarda her yeni imal edilen yatta birbirleri ile yada kendi geçmişlerinde yaptıkları yatlarla yarışırlar. bizim burada anlatmak istediğimiz tecrübeli bir kaptan nın yat yaptırmak isteyen mal sahibine bilgisi ile nasıl yardımcı olması gerektiğini anlatmaktır. tabii bu konudaki yardıma ihtiyacı olduğunu bilen yat sahibi olursa. Bugün imal adilen yatların büyük bölümü kaptanı son anda işe alır tabii yat imalatı bittikten ve tersane tavsiyelerini !!! kabul ettikten sonra . Doğru olan ise omurga kızağa konulmadan önce kaptan alarak, yat sahibinin ihtiyaçları doğrultusunda karar vermesini sağlamaktır. saygılarımla Yavuz Kaptan
Sayın Yavuz Kaptan;
Ben bir gemi inşaatı mühendisi olarak dediklernize aynen katılıyorum.Ancak yat sahipleri genelde daha gösterişli teknelrere sahip olmak istiyorlar.Deplasman tipi tekneler biraz daha kaba duruyor onların gözünde.Aslında deplasman tipi teknelerin iç hacimleri çok daha geniş.Makina gücü hakkındaki yorumlarınıza tamemen katılıyorum.Avrupa’da bu tip tekneler daha fazla moda olmaya başladı belki Türkiye’de de olur.